SESSİZ GEMİ

Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan
Hiç yolcusu yokmuş gibi alır sessizce yol
Sallanmaz o kalkışta ne mendil nede bir kol

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elendi
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli
Biçare gönüller ne giden son gemidir bu
Hicranlı hayatın ne de olsa matemidir bu

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler
Bir çok giden memnun ki yerinden
Bir çok seneler geçti dönen yok seferinden

Yahya Kemal BEYATLI


Bekleyen


Sen, kaçan ürkek ceylansın dağda,
Ben, peşine duşmuş bir canavarım!
İstersen dünyayı çağır imdada;
Sen varsın dünyada, bir de ben varım!

Seni korkutacak geçtiğin yollar,
Arkandan gelecek hep ayak sesim.
Sarıp vücudunu belirsiz kollar,
Enseni yakacak ateş nefesim.

Kimsesiz odanda kıs geceleri,
İçin ürperdiği demler beni an!
De ki Odur sarsan pencereleri,
De ki Rüzgar değil, odur haykıran!

Göğsümden havaya kattığım zehir,
Solduracak bir gül gibi ömrünü.
Kaçıp dolasan da sen, şehir sehir.
Bana kalacaksın yine son günü.

Ölürsün... Kapanır yollar geriye;
Ben mezarla sırdaş olur, beklerim.
Varılmaz hayale işaret diye
Toprağında bir taş Ölü, beklerim...

Necip Fazıl Kısakürek


Bekleyiş


Sayisini unuttuğum günlerce bekleyişten
ben yorgunum ruhtum taşları yorgun
arlarda gecen gemiler durmuyor bu limanda
duranlardan sen çıkmıyorsun.

Bil ki katıksız sancılara razıyım yokluğun olmasa
bil ki bir avuç biber gözlerime serpilen
Ellerimde soğumadı ellerinin izleri
durup şiirler yazıyorum yoluna.

İçimde sıkıntının en dayanılmaz sekli
kaçıncı kere saatleri susturuyorum
bensiz çözülüp, sensiz bağlanması yok mu balatlarin
Tükeniyorum.

Türkan İldeniz


Ah Fİlistin Ah

Körpecik vücutlarına aldımadan
Kahpe kurşunlara hedef oluyorlar.
Tarihine bakıp ibret almadan,
Ölümü çocuklara reva görüyorlar

Bizler resimlerine bakamazken,
Vicdansızlar kana boyuyorlar...!
Evlerde yaşayacak canlı bulunmazken,
Caniler öldürmeye doymuyorlar.

Kurudu; akmaz anaların göz yaşı.
Gitti ölenler. Ağlamak bize kaldı.
Şimdi feryatlar sardı, dağı taşı,
Ölenlerin yasını tutmak bize kaldı

Mezar bulup gömemiyorlarmış.
Meftalar; kartallara yem oldu.
Yaşayanlar da ölüler gibi solmuş,
YARAB bir millet göz önünde yok oldu...!

Zalimlik baki değildir derler.
Nedense her nesilde bir zalim çıkar..!
Mazlumun ahı yerde kalmaz derler.
Bazan mazlumdan da ZALİM çıkar...!

YA RABBİ arşa çıkan duaları duy...
Sen zalimleri arz üzerinden sil...
Acılar çekilsede, değişmez huy..
Onlar bilmiyor. YARABBİ sen bil...

Ahmet Çelik

Ne İçindeyim Zamanın


Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare geniş bir anın
Parçalanmış akışında,
Bir garip rüya rengiyle
Uyumuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.

Başım sukutu öğüten
Uçsuz, bucaksız değirmen;
Içim muradıma ermiş
Abasız, postsuz bir derviş;

Koku bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim


Ahmet Hamdi Tanpınar

Üçüncü Şahsın Şiiri

Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu ağlardım
Beni sevmiyordun bilirdim
Bir sevdiğin vardı duyardım
Çöp gibi bir oğlan ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu ağlardım
Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kus gibi gülerdi
Bir rüzgar aklımı alırdı
Sessizce bir cigara yakardım
Kirpiklerini eğerdin bakardın
Üşürdüm içim ürperirdi
Felaketim olurdu ağlardım

Aksamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu ağlardım

Attila İlhan
 

HÜSEYİN'E...

"Son Defa Sözle..."

Bir yıldız düştü derler göçenler için...
Sense kaydın bu dört-duvar mekandan,
Ve bir yıldız eklendi gökyüzüme,
Günüme ise bir güneş daha...

Gülümsemen ışıkla çizili artık,
Bir bilişi resmediyor, sana özel...
Mahcup yüzün gönüllerimizde huzurlu,
Gözlerin süzgecinden ve sorgusundan uzak...

Sonluluğa sığamadı ince bedenin,
Sonsuzluğa açılırken son hızla...
Zamanı yenmek varken yirmidört yaşında,
Ve BEN O'YUM demek, ilk ve son defa...

Lafları sevmezdin, hele soruları hiç,
Sessiz isyanınla sessizliği ararken, daima...
Yine de son bir sorum var dostum,
Gerçeğin ortasında, rüyaların var mı hala?



GAZEL

Beni candan usandırdı cefadan yar usanmaz mı

Felekler yandı ahumdan muradum şem’i yanmaz mı.



Kamu bimarına canan deva-yı derd ider ihsan

Niçün kılmaz bana derman beni bimar sanmaz mı.



Gamum pinhan dutardum didiler yare kıl ruşen

Disem ol bi-vefa bilmem inanur mu inanmaz mı.



Şeb-i hicran yanar canum töker kan çeşm-i giryanum

Uyarır halkı efganum kara bahtım uyanmaz mı.



Gül-ü ruhsarına karşı gözümden kanlu akar su

Habibüm fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı.



Değildüm ben sana mail sen itdün aklımı zail

Bana ta’n eyleyen gafil seni görgeç utanmaz mı.



Fuzuli rind-i şeydadur hemişe halka rüsvadur

Sorun kim bu ne sevdadur, bu sevdadan usanmaz mı.



FUZULİ
 


Bağışla

Ya zamanından çok erken gelirim

Dünyaya geldiğim gibi

Ya zamanından çok geç

Seni bu yaşta sevdiğim gibi

Mutluluğa hep geç kalırım

Hep erken giderim mutsuzluğa

Ya her şey bitmiştir çoktan

Ya hiçbir şey başlamamış

Öyle bir zamanına geldim ki yaşamın

Ölüme erken sevgiye geç

Yine gecikmişim bağışla sevgilim

Sevgiye on kala ölüme beş


Aziz Nesin

 

 

YÜREĞİM ISLAKTIR BENIM

Yüreğim ıslaktır benim
Kuytularda ağlamaktan,
Ve hafif uçuktur rengi
Kurusun diye kaç kez
Güneşe asılmaktan

Şimdi daha iyi anlıyorum ki
Nefes almak değilmiş yaşamak
Ateşlerde yanmak gibi birşey
Seni severken sensiz olmak

Sunay Akın

SEVGİLERDE


Sevgileri yarınlara bıraktınız

Çekingen, tutuk, saygılı

Bütün yakınlarınız

Sizi yanlış tanıdı.



Bitmeyen işler yüzünden

(siz böyle olsun istemezdiniz)

Bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi

Kalbinizi dolduran duygular

Kalbinizde kaldı.


Siz geniş zamanlar umuyordunuz

Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.

Yılların telaşlarda bu kadar çabuk

Geçecegi aklınıza gelmezdi.


Gizli bahçenizde

Açan çiçekler vardı,

Gecelerde ve yalnız.

Vermeye az buldunuz

Yahut vakit olmadı.


Behçet Necatigil
 

Aşk iki kişiliktir

Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.


Ataol Behramoglu

Yağmur Kaçağı

Elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni
geceleri bir çarpıntı duyarsan
telaş telaş yağmurdan kaçıyorum
Sarayburnu'ndan geçiyorum
akşamsa eylülse ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni.



Atilla İlhan

Yemyeşil bir deniz


Yemyeşil bir deniz

Senin gözlerin

Ne bir sandal

Ne bir ada

Ne bir sahil var

Boğuluyorum............


Gözlerinde menevişler

Denizde martılar gibi

Bakışların köpük köpük

Sonsuzluğu anlatır gibi



Bu bakışlar bir gün beni

Öldürecek sevgilim

Bu bakışlar ne zaman beni

Güldürecek sevgilim



Yemyeşil gökyüzü

Senin gözlerin

Ne bir rüzgar

Ne bir bulut ne bir yağmur var

Boğuluyorum...........



İlhan İrem

SUSKUN


Sus, kimseler duymasın.
Duymasın ölürüm ha.
Aydım yarı gecede
Yeşil bir yağmur sonra...
Yağıyor yeşil.


En uzak, o adsız ve kimselersiz,
O yitik yıldızlarda duyuyor musun?
Bir stradivarius inler kendi kendine,
Yayı, reçinesi, köprüsü yeşil.
Önce bendim diyor ve sonra benim...
Ölümsüz, güzel ve çetin.
Ezgisidir dolaşan bütün evreni,
Bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.
Canımı, tüylerimi sarmada şimdi
Kendi rüzgarıyla vurgun...
Sarıyor yeşil.


Rüya, bütün çektiğimiz
Rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu,
Bir mısra boyu maceram...
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
Bilmezler nasıl sevdik,
İki yitik hasret,
İki parça can.
Çatladı yüreği çakmaktaşının,
Ağlıyor gök kuşaklarının serinliğinde
Çağlardır boğulmuş bir su...
Ağlıyor yeşil.


Yivlerinde yeşil güller fışkırmış,
Susmuş bütün namlular...
Susmuş dağ,
Susmuş deniz.
Dünya mışıl-mışıl,
Uykular derin,
Yılan su getirir yavru serçeye,
Kısır kadın, maviş bir kız doğurmuş.
Memeleri bereketli ve serin...
Sağıyor yeşil.


Aydım yarı gecede,
Neron, çocuk kitaplarında çirkin bir surat,
Ve Sezar'sa, bir ad yıkıntılarda.
Ama hançer taşı sanki
Koca Kartaca!
Hani, kibrit suyu vermişlerdi üstüne
Bak nasıl alıyor, yiğit,
Binlerce yıl da sonra
Alıyor yeşil.


Vurur dağın doruğundan
Atmacamın çalkara,
Yalın gölgesi.
Kuş vurmaz, tanısan almaz,
Ama aç, azgın
Köpek balıklarıydı parçaladığı
Bak, Tiber saygılı, suskun.
Bak nilüfer dizisi zinciri.
Bunlar bukağısı, kolbağlarıdır,
Cihanın ilk umudu, ilk sevgilisi,
Ve ilk gerillası Spartaküs'ün.
Susuyor yeşil.


Sus, kimseler duymasın,
Duymasın, ölürüm ha.
Aymışam yarı gece,
Seni bulmuşam sonra.
Seni, kaburgamın altın parçası.
Seni, dişlerinde elma kokusu.
Bir daha hangi ana doğurur bizi?

Ruhum...
Mısra çekiyorum, haberin olsun
Çarşıların en küçük meyhanesi bu,
Saçları yüzümde kardeş, çocuksu.
Derimizin altında o ölüm namussuzu...
Ve Ahmed'in işi ilk rasgidişi.
İlktir dost elinin hançersizliği...
Ağlıyor yeşil.

Ahmet ARİF